Ümidim Biterken Başlar

 2028OKUNMA

 291BEĞENİ

Ümit hiç tükenmeyen bir hazinedir. Bu duygumuzla sıkıntılara katlanır, onunla güzel yarınları beklemeye koyuluruz. 

Sabah güneşi gibi içimizi ısıtan, heyecanlandıran, harekete geçiren hep o yitirmediğimiz ümidimizdir işte; onunla sarılırız hayata, hayallerimizi onunla süsleriz.

Olayları gerçek hayattan seçilmiş bu romanda ellili yıllardan günümüze doğru heyecanlı bir gezintiye çıkacak, su gibi akıp giden dizelerde sevgi ve nefretin amansız mücadelesine şahit olacaksınız. Sevginin kurduğu dünyalara özenecek, nefretin kararttığı hayatları görünce kükreyeceksiniz. Tüm bu olumsuzluklar ümidinizi kıramayacak, tekrar bir gayret yüklenecek, yeniden ümitlenecek, güzel yarınların tatlı hayalini kuracaksınız. Kekik kokulu Anadolu köylerinde rastladığınız duru aşkları sinenizin baş köşesine oturtup, büyük şehirlerin buğulu sokaklarına uzanacaksınız. İşte oralarda, o bildiğiniz sokaklarda, bilmediğiniz, görmediğiniz bambaşka bir dünya ile, sokağın çaresizleri ile karşılaşacaksınız.

Bu roman özel bir teknikle, çok boyutlu olarak yazılmıştır. Akışına kendinizi kaptıracağınız heyecanlı bölümlerin, yer yer karşınıza çıkan gizemli telgraf sayfalarının bir bütüne birleşerek meydana çıkardığı bu müthiş eseri en az iki defa okuyacak; her okuyuşunuzda iyi bildiğinizi, iyi anladığınızı düşündüğünüz olayların yeni yeni detaylarına vakıf olacaksınız.
  •   Çeviri :
    Ümit hiç tükenmeyen bir hazinedir. Bu duygumuzla sıkıntılara katlanır, onunla güzel yarınları beklemeye koyuluruz. 

    Sabah güneşi gibi içimizi ısıtan, heyecanlandıran, harekete geçiren hep o yitirmediğimiz ümidimizdir işte; onunla sarılırız hayata, hayallerimizi onunla süsleriz.

    Olayları gerçek hayattan seçilmiş bu romanda ellili yıllardan günümüze doğru heyecanlı bir gezintiye çıkacak, su gibi akıp giden dizelerde sevgi ve nefretin amansız mücadelesine şahit olacaksınız. Sevginin kurduğu dünyalara özenecek, nefretin kararttığı hayatları görünce kükreyeceksiniz. Tüm bu olumsuzluklar ümidinizi kıramayacak, tekrar bir gayret yüklenecek, yeniden ümitlenecek, güzel yarınların tatlı hayalini kuracaksınız. Kekik kokulu Anadolu köylerinde rastladığınız duru aşkları sinenizin baş köşesine oturtup, büyük şehirlerin buğulu sokaklarına uzanacaksınız. İşte oralarda, o bildiğiniz sokaklarda, bilmediğiniz, görmediğiniz bambaşka bir dünya ile, sokağın çaresizleri ile karşılaşacaksınız.

    Bu roman özel bir teknikle, çok boyutlu olarak yazılmıştır. Akışına kendinizi kaptıracağınız heyecanlı bölümlerin, yer yer karşınıza çıkan gizemli telgraf sayfalarının bir bütüne birleşerek meydana çıkardığı bu müthiş eseri en az iki defa okuyacak; her okuyuşunuzda iyi bildiğinizi, iyi anladığınızı düşündüğünüz olayların yeni yeni detaylarına vakıf olacaksınız.



    (Tanıtım Bülteninden)

      KİTABI PUANLA
     9.3
    301 Oy
     KİTABIN YAZARLARI
    Beğendim, Helal olsun!
    291
    1
    Hiç Beğenmedim!
      KİTABA UYGUN VİDEO-MÜZİK
      Yorum Alanı 21 Yorum Yapılmış
    Misafir
    Avatar
    Üye
      EsraTel 16 Mart 2016, Çarşamba
    Takvimler 1970 yılını gösterdiğinde yirmi birinci yaşıma yeni girmiştim. Köylülerimizin deyimiyle ’’ceylan bakışlı bir kız’’ olmuştum. Sadece ben değil, köyümüzün bütün kızları güzeldi, alımlıydı. Öyle derdi büyüklerimiz. Bu güzelliğimiz sebepsiz değildi onlara göre, bir sırrı, gizemli bir hikayesi vardı. Dudaktan dudağa anlatılırdı bu hikaye, herkes bilirdi.
    Avatar
    Üye
      EsraTel 16 Mart 2016, Çarşamba
    Tayinimi alır almaz yollara düştüm. Haydarpaşa’dan bindiğim Meram Ekspres’i salına salına, umursamaz bir şekilde ilerlerken yolculuk için aldığım gazetelere yumuldum. Ülkedeki siyasi çekişmelerden, cinayet haberlerinden, uydurulmuş olduğunu bildiğim ‘’burcunuz’ bölümüne kadar tek tek okudum boya kokan sayfaları. Çengel bulmacaların en absürt sorularını çözdüm. Yine de bastıramadım ellerimi titreten heyecanımı. Tedirgindim!
    Detaylarını hiç düşünmemiştim yeni hayatımın!
    Avatar
    Üye
      EsraTel 16 Mart 2016, Çarşamba
    Ah bu sorular yok mu bu sorular! Yalnız kalınca başıma üşüşüyorlar, okulun penceresinde bekleyen müdür Bey’i görünce hepsi çil yavrusu gibi dağılıyorlardı
    Avatar
    Üye
      MelikeDurmaz 16 Mart 2016, Çarşamba
    (ALINTI)
    Altmışlı yıllardan başlamıştım anlatmaya. Türkiye’nin nüfusunun henüz 28 milyonun altında olduğu yıllardan... Kolanın, sofraların vazgeçilmezi olmadığı; mavi kotun kumaş pantolonun tahtına henüz göz kırpmadığı yıllardan…Nüfusu bir buçuk milyona bile ulaşmamış olan büyük İstanbul’un gecekondularla süslenmediği, taşının toprağının altın olduğu taşraların yağız delikanlıları tarafından henüz tam keşfedilemediği yıllardan…
    Siyasi komplolar, ekonomik dengesizlikler hayatı yaşanmaz hale getirmiş, bunaldıkca bunalmıştık o yıllarda. Bîtab düşmüştük.
    Ve 27 Mayıs 1960.
    Güzel ülkemizin yalpalayarak dönmeye çalışan acemi çarkına bir uğursuz sopa daha sokulmuştu. ’’Gıcırrrrt“ diye duraksamış, kayış koparmıştı genç cumhuriyetin pistonları yerine oturmamış ithal motoru. Sekteye uğramıştı. Bilenler biliyordu; görünen köy kılavuz istemezdi. Bu çarkı tekrar harekete geçirmek ülkenin yıllarını alacaktı!
    Nice mağduriyetler yaşanacaktı! Nice acılar bu çarkın uğultusuna karışacak, eriyecek, kaybolup gidecekti!
    Avatar
    Üye
      MelikeDurmaz 16 Mart 2016, Çarşamba
    (ALINTI)
    Dilimizde başlayan sığ yozlaşma bu köylere kadar gelememişti o yıllarda. Büyük şehirlere inat bizim kelimelerimiz dökülürdü köylülerin çatlamış dudaklarından. Bardağa ’’kupa“, gömleğe’’işlik“ , merdivene ’’kepengi“ denirdi. Fransızcadan geçen ’’balkon“ kelimesi kullanılmaz, ’’çelen“ diye tarif edilirdi evlerin üstü kapatılmamış yazlık bölümleri. Ege ve Akdeniz köyleride de aynı kelimeler kullanılır, yozlaşmaya dur dercesine yöre ağzı ile konuşulurdu. ’’Sındı“ makas, ’’harım“ bahçe, ’’peşgir“ havlu, ’’yağlık“ mendil demekti.
    Avatar
    Üye
      buseince 17 Mart 2016, Perşembe
    Yazarın tatlı bir tarzı var. Çok beğendim.
    Avatar
    Üye
      EnginMutlu 29 Mart 2016, Salı
    Mustafa Ateş okumaya deger...
    Avatar
    Ziyaretçi
    Sevilay Kara 13 Nisan 2016, Çarşamba
    İçinizde bu kitabı okuyan varmı arkadaşlar?
    Almak istiyorum, ama bir türlü karar veremedim.

    Cevabınızı bekliyorum…
    Avatar
    Ziyaretçi
    Yusuf 26 Nisan 2016, Salı
    Okudum. Tavsiye ederim..
    Avatar
    Ziyaretçi
    Davut 12 Mayıs 2016, Perşembe
    Süper....
    Avatar
    Ziyaretçi
    Mavi Gecem 19 Mayıs 2016, Perşembe
    Süper....
    Daha önce hiç tanıdığınız birinin yazdığı herhangi bir kitabı okuduğunuz oldu mu? (Ben yazınca bir tane, olacak:)) Benim oldu. Aslında yazarın(Mustafa Ateş) kendisini doğrudan tanıdığım söylenemez ancak yeni tanışmama rağmen çok sevip değer verdiğim bir arkadaşımın kuzeni yazmış bu sizi içine içine çeken romanı. Şöyle ki..

    Kitabın arka kapağında bir açıklama var diyor ki: “Bu roman, çok boyutlu olarak yazılmıştır.” Bu cümleyi okuyunca herhalde dedim roman kahraman(lar)ının yaşadıkları, olay örgüsünde anlatılırken zaman kaymaları olacak; olsa olsa en fazla 2-3 kişi bir geçmişe bir günümüze gelip gidecekler. Yok hiç de benim düşündüğüm gibi değildi. Nereden baksanız bir 10 kişi var romanda ve yazar öyle ustaca bağlamış ki bu 10 kişinin hayatlarını birbirine, daha iyisi olamazdı diyorsunuz. İşin güzel yanı, bu kadar çok ismin olduğu bir kitapta bu kimdi şu kimdi diye bir kere bile geriye dönmenizi gerektirmeyecek kadar net her şey. Kurgusu bu denli kuvvetli bir kitabın vermeye çalıştığı en net mesaj da isminde zaten: Ümidim biterken başlar..

    Tam artık her şey bitti dediğimiz anda bile, içimizdeki ufacık bir ümit kırıntısının bizleri nasıl dayanmaya, tekrar çabalamaya, ayakta tutmaya çalıştığının örneklerini yüreğinizin bam teline dokunacak bu hayatlarda göreceksiniz.

    Bir şekilde temin edin, okuyun derim.

    Sevgiler:)
    Avatar
    Ziyaretçi
    Gökhan 19 Mayıs 2016, Perşembe
    Çok kaliteli bir yazar kitabının okunmasını tavsiye ediyorum. Okunmaya beğenilmeye yüksek okur puanı verilmeyi hakeden bir kitap. Teşekkür ediyorum yazarımıza tekrar
    Avatar
    Üye
      Liliyar42 19 Mayıs 2016, Perşembe
    Yeni bir soluk...
    Avatar
    Üye
      Guelpembe 23 Mayıs 2016, Pazartesi
    Detaylara dikkat ederek okunmak şartıyla, okuyucuyu içine çeken, duygularınıza hitap eden bir kitap.Okumayan arkadaşlara tavsiye edebilirim. Hem genel kültürünüze katkı sağlayacak, hem de heycanlandıracak. İki sokak çocuğunun hayat hikayesini anlatıyor. Bir de köyün güzelliklerini çok anlatmış.
    Gizemli bir havada geçiyor herşey ve neyi anlatmak istediğini bir süre anlayamadım. Kazalar, ölümler, aşk, değişim, zaman, unutuş, çocukluk... Kurgusu da tevafuklarla dolu bir kitap. Hatta ne kadar dikkatli okursanız o kadar çok ayrıntı yakalıyorsunuz bu da ayrı bir zevk oluyor.
    Avatar
    Üye
      Alyazmali 11 Haziran 2016, Cumartesi
    Okuduğum en mükemmel kitaplardan bir tanesiydi. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum
    Avatar
    Üye
      Alyazmali 11 Haziran 2016, Cumartesi
    ALINTI
    Sadece taş, toprak, kalas yığını olarak bakamazdınız o sıcak evlere. Onların iki göz odasını dolduran ev sakinlerine, giriş katını beraber paylaşan evin sarı öküzüne, inatcı katırına, benekli keçisine ve ocağın başın-dan hiç ayrılmayan o miskin kedisine ayrı bir gönül bağı vardı.
    Avatar
    Üye
      Alyazmali 11 Haziran 2016, Cumartesi
    ALINTI
    Değir¬menin yuvarlak taşları köyün deresinden çevrilen su yordamıyla ağır ağır dönerdi.
    Değirmenin taşlarına inat hızlı hızlı büyürlerdi köyün çocukla¬rı. Sümüklü kızlar kaşla göz arasında gelişirler, bir içim suya dönü¬şürlerdi.
    Avatar
    Ziyaretçi
    Ziya çam 13 Eylül 2016, Salı
    Okuyunca hayret ettim. Darbenin başarılı olamayacağını bir sene önceden yazmış. Bravo diyorum
    Avatar
    Üye
      tlp1985 29 Ekim 2016, Cumartesi
    ]Ve Zarifem…
    Filmimin siyah beyaz sahneleri o girince renkleniveriyor birden. Cıvıl cıvıl, açık sözlü, hayat dolu bir melek o!
    Annem gibi bir melek!
    Beni heycanlandıran, ağlatan, güldüren, tamamlayan diğer yarım. Onun benim filmimde ne zamandan bu yana başrollerde oynadığını çıkaramıyorum. Hep vardı o hayatımda, hep seviyordum onu sanki! İmkanım olsaydı, ta doğduğum o günün sahnesini yansıtabilseydim otobüsün camına belki de görüverecektim babamın sağ kulağıma ezan, sol kulağıma kâmet getirdikten sonra ’’Adın Murat olsun oğlum, sevdiğin Zarife olsun!“ deyişini.
    Avatar
    Ziyaretçi
    Kitap Kurdu 17 Ocak 2017, Salı
    Mutlaka okunmali...
    Avatar
    Ziyaretçi
    Yazar’dan alinti - Wattpad 31 Ocak 2017, Salı
    Sokak çocuklarını anlatan bir dizinin senaryosu olarak başladı bu kitabın hikayesi..
    Sokak çocuklarını anlatacaktı, çektikleri çileler bölüm bölüm ekranlara gelecekti…O çocuklardan ikisinin destansı mücadelesi, sokaklardan kurtuluşu yavaş yavaş işlenecekti…
    Her bölümü heycanlandıracak, hüzünlendirecek, izlenme rekorları kıracaktı…
    Bütün geliri de sokak çocuklarına vakfedilecekti….
    Olmadı!
    Kurgu ve gerçek daha ilk bölümlerinde tosladı. Olayların bir sebebi, bir sonucu olmalıydı bizim dizilerde. Bir akışı olmalıydı. Mâsum anında onore edilmeli, suçlu daha bu dünyada cezasını bulmalıydı. Soluk almalıydı izleyenler, rahatlamalıydı.
    Olmadı!
    Hasan, Ali, Asuman …
    Uzaylı değillerdi ki bizim dizinin çocukları, esrarengiz değillerdi. Birer ütopya hiç değillerdi. Sorun da sokaklarda değildi zaten. Bizdeydi. Olaylara sadece bir açıdan bakabilmek en basit ifadesiyle bir körlük isterdi, bir beceri, bir maharet isterdi.

    İşte o yoktu bende, o maharet yoktu!
      BENZER KİTAPLAR
    300x250 Reklam Alani